CENAZE NAMAZININ KILINIŞI

CENAZE NAMAZI
    Cenaze namazı, vefat eden din kardeşlerimiz hakkında dua olmak üzere bir farz-ı kifayedir. Cenaze namazının kılınması için araran şartlar şunlardır:
    1- Ölenin müslüman olması. Müslüman olduğu bilinmeyen, bu hususta hali gizli olan kimsenin cenaze namazı kılınmaz. Ölenin müslüman olduğuna şahid ve delil lazımdır. Bu delil de onun hayatta iken İslam’a tabi olduğu ve İslam’ın icaplarını yerine getirdiği başkaları tarafından görülen, bilinen kişi olmasıdır. Binaenaleyh biz cenaze namazını kılacağımız kimseyi ibadet ederken saflarımız arasında görmeliyiz.
    2- Ölünün yıkanarak temiz kefene sarılmış olması
    3- Ölünün, imam ve cemaatın önünde olması
    4- Ölünün tamamının veya bedeninin çoğununun, mevcut olması. Eğer bedeninin çoğu gitmiş veya başsız olarak yarısı varsa namazı kılınmaz, yıkanmaz. Bir beze sarılarak gömülür.
    Cenaze namazı dört tekbir ve kıyamla eda edilir. Bu namazda secde ve rüku yoktur.
    CENAZE NAMAZININ KILINIŞI
    İmam, ölünün göğsü hizasında durur. Cemaat da arkasında saf tutar. Cemaata ölünün erkek veya kadın olduğu duyurulur, ona göre niyet edilir. Yani “Allah için namaza meyyit için duaya, er kişi (veya hatun kişi) niyetine uydum hazır olan imama” diye kalben niyet edip tekbir alınır. İlk tekbiri alırken eller kulağın hizasına kaldırılır, bağlanır. Sübhaneke, “ve celle senâüke” ile okunur. Bundan sonra eller kaldırılmadan ikinci bir tekbir alınır. Bu tekbirleri imam aşikar, cemaat ise gizli alır. “Allahümme salli ve Allahümme barik….” okunur. Bundan sonra üçüncü tekbir alınır. Cenaze duası okunur. Cenaze duasını bilmeyenler burada “Allahümme innâ nestaiynüke…”yi yani kunut duasını veya dua niyeti ile Fatiha-i şerifeyi okurlar. Daha sonra dördüncü tekbir alınır; selam verilir.

KAZA NAMAZI
    Bir namazı vaktinde kılmaya “Eda“, vakti çıktıktan sora kılmaya da “Kaza” denir. Namazı bile bile, özürsüz olarak vaktinden sonraya bırakmak büyük günahtır. Namaz, kaza edilmekle yerine getirilmiş olur. Ancak vaktinden sonraya bırakıldığı için Cenab-ı Haktan af dilemek lâzımdır.
    Beş vakit namazın farzları ile vitir namazı kaza edilir, vakit çıktıktan sonra sünnetler kaza edilmez. Yalnız sabah namazını vaktinde kılamayan kimse, aynı gün büyük kuşluk vaktine kadar farz ile birlikte sünneti de kaza eder.        Kaza namazı kılmak için belirli bir vakit yoktur. Gündüz ve gece her zaman kılınır. Yalnız üç mekruh vakitte, yani güneş doğarken, güneş tam tepe noktasında iken ve güneş batarken kılınmaz.
    Geçmiş namazları kaza ederken hangi günün hangi vaktinin namazı olduğunu bilemezse: “Niyet ettim Allah rızası için kazaya kalan son sabah namazının farzını kılmaya” diye niyet eder, diğer namazlar için de, kazaya kalan son öğle, son ikindi, son akşam, son yatsı, son vitir namazı diye niyet eder.

    TERAVİH NAMAZI
    Yalnız Ramazan’da her gün yatsı namazından sonra kılınır. Ramazan’da teravih kılmak sünnettir. Teravihten sonra vitir namazı kılınır. Teravih namazı 20 rekattir. Yalnız veya cemaatle kılınabilir. 2 rekatte bir veya 4 rekatte bir selam verilerek kılınabilir. 2 rekatte bir selam vererek kılmak daha faziletlidir.
    Teravih naması 2 rekatta bir selam verilerek kılındığında aynen sabah namazının sünneti gibi kılınır. 4 rekatta bir selam verilerek kılındığında ikindi namazının sünneti gibi kılınır.

    YOLCU NAMAZI
    Onbeş günden az oturmak niyetiyle, yaya veya orta yürüyüşte onsekiz saatlik (90 kilometrelik) veya daha uzak yolculuğa çıkanlar dinde “YOLCU” sayılır.
    90 kilometrelik bu yolculuğu trenle, uçakla, vapurla yapanlar da yolcu sayılırlar.
    Dinimiz, yolcular için bazı kolaylıklar göstermiştir. Şöyle ki:
    a) Yolcular 4 rekatlı farz namazları iki rekat olarak kılar.
    b) Vakitte darlık varsa sünnetler kılınmayabilir.
    c) Ramazanda dilerlerse ramazan oruçlarını tutmayıp bir başka zamana bırakabilirler.
    d) Ayaklarına giydikleri “Mest”e 3 gün süre ile (72 saat) meshedebilirler.
    Dinimizde güçlük yoktur. Yüce Allah’a ibadeti gücümüz yettiğince yaparız. Yolculara, hastalara ve özürlülere tanınan kolaylıklar bu sebeptendir.

Sehiv Secdesi
   Sehiv Secdesi Hangi Hallerde ve Ne Zaman Yapılır
    a) Namazda farzlardan birinin unutularak geciktirilmesi.
    b) Vaciblerden birinin unutularak geciktirilmesi veya unutularak yapılmaması hallerinde sehiv secdesi yapılır.
    Namazdaki bu eksikliği gidermek için namazın sonunda sehiv secdesi yapmak vacibtir. Farzlardan birinin unutularak veya bile bile yapılmaması hâlinde namaz bozulacağı için sehiv secdesi ile tamamlanamaz, namazın yeniden kılınması gerekir. Vaciblerden herhangi birinin bilerek terkedilmesi durumunda sehiv secdesi yapılmaz, namazın yeniden kılınması gerekir.

    Sehiv Secdesi Nedir, Nasıl Yapılır?
    Namazın sonunda iki defa secde yapıp oturmak ve bu oturuşta Ettehiyyatü, Allahümme salli ve Allahümme barik’i okuyup selâm vermeye sehiv secdesi denir. Sehiv secdesi şöyle yapılır:
    Namazın son oturuşunda yalnız Ettehiyyatü okunarak sağ tarafa selam verildikten sonra: “Allahü Ekber” diyerek secdeye varılır. Burada üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-â’lâ” denilir. Sonra “Allahü Ekber” denilerek kalkılıp oturulur, tekrar “Allahü Ekber” diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere “Sübhâne Rabbiye’l-â’lâ” söylenir ve “Allahü ekber” diyerek kalkılıp oturulur. Bu oturuşta, “Ettehiyyatü, Allahümme salli, Allahümme bârik ve Rabbenâ âtinâ…” duaları okunarak önce sağa, sonra sola selâm verilir. Buna sehiv secdesi denir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest